16 EYLÜL 2024

MEVLİD KANDİLİ

11 REB 1446
Bugüne Kadar
1466
77760

Bu alanda çalışmamız henüz tamamlanmadı. En kısa sürede hizmete geçirebilmek için çalışıyoruz.

“Delâilü’l-Hayrât” Okumanın Bâzı Fazîletleri

“Yetîmetü’l-‘Ukûdi’l-Vüstâ” isimli eserin sâhibi Ebû Abdillâh el-Abdûnî (Rahimehullâhü Te‘âlâ) Kutb-i Cezûlî (Kuddise Sirruhu’l-Âlî) Hazretleri’nin terceme-i hâlini beyân ederken şöyle demiştir:

“Bu ‘Delâilü’l-hayrât’ kitabının şânı şerefi, bütün şehirlerde ve aktâr-ı arzın her yerinde yayılmıştır.

Allâh yolunda ondan faydalanma çok olmuştur, Allâh-u Te‘âlâ’nın kullarına menfaati büyüktür.

Bu yüzden Arap-Acem her millette, şarkta ve garbta (doğuda ve batıda), Haremeyn-i Şerîfeyn’de (Mekke ve Medîne’de), Beyt-i Makdis’de (Mescid-i Aksâ’da) çok intişâr etmiştir (yayılmıştır).

Her mecliste insanların ona teveccühü (yönelişi) umûmî mânâda vukû bulmuştur.

İnsanlar ondan çok faydalandığı için onu ancak okuma bilmeyenler terk etmektedir ve ondan ancak Allâh-u Te‘âlâ’nın hidâyetini murâd etmediği kimseler gaflet etmektedir.

(‘Abdülhâlik ibnü Muhammed eş-Şarkî, el-Murkî fî ba‘zı menâkıbi Muhammed eş-Şarkî, sh:329; ‘Abbâs ibnü İbrâhîm et-Te‘âricî, İzhâru’l-kemâl fî tetmîmi menâkıbi seb‘ati ricâl, 2/57)

Kırk Kere Okunması Hâcetleri Yerine Getirir


Şeyh Ebû Abdillâh Arabî (Rahimehullâh) “Delâilü’l-hayrât” nüshasının üzerine şöyle yazmıştır:

“Bâzı fukahânın bana naklettiğine göre; hâcetlerin (ve dileklerin) görülmesi ve sıkıntıların açılması için tecrübe edilmiş amellerden biri de “Delâilü’l-hayrât” kitabının kırk kere okunmasıdır.

Okuyan kişi bu sayıyı kırk gün geçmeden bitirmeye gayret etmelidir.

Zîrâ Rasûlüllâh (Sallellâhu Aleyhi ve Sellem)e okunan salât-ü selâmların bereketiyle o kişinin isteği her ne olursa olsun muhakkak yerine gelecektir.”

(Muhammed el-Mehdî el-Fâsî, Mümti‘u’l-esmâ‘ fi’l-Cezûlî ve’t-Tebbâ‘ vemâ lehümâ mine’l-etbâ‘, sh:24; Muhammed ibnü ‘Abdisselâm Bûsitte, Bülûğu’l-âmâl fî zikri menâkıbi’s-sâdâti seb‘ati ricâl, sh:158; ‘Abbâs ibnü İbrâhîm et-Te‘âricî, İzhâru’l-kemâl fî tetmîmi menâkıbi seb‘ati ricâl, 2/22; ‘Abdülmuğîs ibnü Muhammed Basîr, et-Ta‘rîfü’ş-şümûlî li’l-İmâmi’l-Cezûlî, sh:120)

Bu rivâyet yadırganmamalıdır, zîrâ bu mübârek kitap altı yüze yakın salevât-ı şerîfe ile doludur.

Bunun kırk kere okunmasında 23.000 küsur salevât-ı şerîfe okunmuş olmaktadır.

Salevât-ı şerîfe okumanın sıkıntıları açacağı ve muradları hâsıl edeceği hadîs-i şerîflerde bildirilmiştir.

Nitekim Rasûlüllâh (Sallellâhu Aleyhi ve Sellem):

قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «مَنْ عَسُرَتْ عَلَيْهِ حَاجَةٌ فَلْيُكْثِرْ بِالصَّلَاةِ عَلَيَّ فَإِنَّهَا تَكْشِفُ الْهُمُومَ وَالْغُمُومَ وَالْكُرُوبَ وَتُكَثِّرُ الْأَرْزَاقَ وَتَقْضِي الْحَوَائِجَ.»

“Her kime bir hâceti(ne ve dileğine ulaşmak) zorlaştıysa hemen o bana çokça salât okusun, zîrâ şüphesiz o (salât-ü selâmlar), dertleri, kederleri ve sıkıntıları açar, rızıkları çoğaltır ve istekleri yerine getirir.”

(Muhammed el-Cezûlî, Delâilü’l-hayrât ve şevâriku’l-envâr, sh:10; es-Sehâvî, el-Kavlü’l-Bedî‘ fi’s-salâti ‘ale’l-Habîbi’ş-Şefî‘, sh:414; Ahmed es-Sücâ‘î, Bed’ü’l-vesâil fî halli elfâzı’d-Delâil, Köprülü Ktp, Mehmed Âsım Bey, rakam:38, vr:8b; Muhammed el-Mehdî ibnü Ahmed el-Fâsî, Metâli‘u’l-meserrât bi cilâi Delâili’l-hayrât, sh:73-74; Süleymân ibnü ‘Ömer el-Cemel, el-Minehu’l-ilâhiyyât li-şerhi Delâili’l-hayrât, Süleymâniye Ktp, Esad Efendi, rakam:346, vr:23a-23b; ‘Abdülmu‘tî es-Simlâvî, Tefrîcü’l-kürabi ve’l-mühimmât, Süleymâniye Ktp, Yazma Bağışlar, rakam:1113, vr:13b; el-İzmirî, İsticlâbü’l-meserrât bi şerhi Delâili’l-hayrât, Nûruosmâniye Ktp, rakam:967, vr:30a-31a; Hasen el-‘Idvî, Bülûğu’l-meserrât ‘alâ Delâili’l-hayrât, sh:196; eş-Şernûbî, Şerhu Delâili’l-hayrât sh:6; Yûsuf en-Nebhânî, ed-Delâlâtü’l-vâzıhât ‘alâ Delâili’l-hayrât, sh:23, 69)

Bütün duâlarını Rasûlüllâh (Sallellâhu Te‘âlâ Aleyhi ve Sellem)e salât-ü selâma tahsis etmek için izin isteyen Übeyy ibnü Ka‘b (Radıyallâhu Te‘âlâ Anh)a cevâben Rasûlüllâh (Sallellâhu Aleyhi ve Sellem)in:

«إِذًا تُكْفٰى هَمَّكَ وَيُغْفَرُ لَكَ ذَنْبُكَ.»

‘O zaman (dünyâ ve âhiretle alâkalı bütün) sıkıntılarına kâfi gelinir ve senin için günahların mağfiret edilir.’ (et-Tirmizî, es-Sünen, rakam:2457, 4/636; Ahmed ibnü Hanbel, el-Müsned, 5/136; el-Hâkim, el-Müstedrek, 2/421; İbnü Ebî Şeybe, el-Musannef, 2/517; et-Taberânî, el-Mu‘cemü’l-kebîr, 4/41-42; ‘Abdürrazzâk, el-Musannef, 2/215) buyurmuş olması bu hadîs-i şerîfi mânen teyid eder mâhiyettedir.”

“Delâilü’l-Hayrât”ın Çok Okunması Hayır, Saâdet ve Zenginlik Kapılarını Açar


İmâm-ı Ğazzâl (Rahimehullâh) “Menbe‘u’l-esrâr” isimli eserinde İmâm-ı Cezûlî (Rahimehullâh)ı târif ettikten sonra onun bu kitabı hakkında şöyle demiştir:

«وَمِنْ بَرَكَاتِهِ فَتْحُ أَبْوَابِ الْخَيْرِ وَالسَّعَادَةِ وَالْغِنٰى لِمَنْ أَكْثَرَ مِنْ قِرَائَـتِـهِ.»

“Bu kitabın bereketlerinden biri de kendisini çokça okuyanlara bütün hayırların (iyilik ve güzelliklerin), saâdetlerin (dünyâ-âhiret mutluluklarının) ve zenginlik kapılarının açılmasıdır.”

(Muhammed ibnü ‘Abdisselâm Bûsitte, Bülûğu’l-âmâl fî zikri menâkıbi’s-sâdâti seb‘ati ricâl, sh:158)

Rasûlüllâh (Sallellâhu Te‘âlâ Aleyhi ve Sellem) Efendimiz’i Rüyâda Görmek İçin Çok Okumak


Ulemânın beyânı vechile; “Delâilü’l-hayrât” kitabının bereketlerinden biri de kendisini okumaya devâm edenin ve çokça tilâvet edenlerin, rüyâlarında Rasûlüllâh (Sallellâhu Aleyhi ve Sellem)i görmeleridir.

Nitekim bu husus hayır ve salâh ehli büyük velîler nezdinde mücerreb (denenmiş)dir.

Şâir ne güzel söylemiştir:

إِنْ كُنْتَ تَرْغَبُ أَنْ تَسُرَّ مُحَمَّدًا        فَاقْرَأْ كِتَابَ دَلَائِلِ الْخَيْرَاتِ

فَلَقَدْ حَوَتْ مَعَ ذِكْرِ حُسْنِ صِفَاتِهِ        خَيْرَ الدُّعَاءِ وَأَفْضَلَ الصَّلَوَاتِ

“Eğer sen Muhammed (Sallellâhu Aleyhi ve Sellem)i sevindirmeye rağbet ediyorsan,‘Delâilü’l-hayrât’ kitabını okuyasın.

Gerçekten o, onun güzel sıfatlarını anlatmakla birlikte,Hem duâların en hayırlısını, hem de salevâtın en fazîletlisini cem etmiştir.”

(Muhammed ibnü ‘Abdisselâm Bûsitte, Bülûğu’l-âmâl fî zikri menâkıbi’s-sâdâti seb‘ati ricâl, sh:158-159; Delâilü’l-hayrât, Muhammed Mâcid el-Hatîb tahkîki, sh:22)

“Delâilü’l-Hayrât”ın Telif Sebebi

Celâleyn muhaşşîsi İmâm-ı Sâvî (Rahimehullâh)ın beyânı vechile; “Delâilü’l-hayrât”ın telif sebebi hakkında şöyle rivâyet olunmuştur:

İmâm-ı Cezûlî (Rahimehullâh) bir namaz vakti abdest için hazırlanırken kuyudan su çıkaracak bir şey bulamadı.

O sırada yüksek bir yerden ona bakan küçük bir kız çocuğu kendisine kim olduğunu sordu, o da ismini söyleyince o kız (kendisinin medhini duyduğu için):

“Demek ki sen o kendisinden hayırlı övgülerle bahsedilen adamsın ama sen kuyudan suyu neyle çıkaracağın husûsunda şaşırıp kalıyorsun.” dedi.

Sonra o kız kuyuya bir kere tükürünce kuyunun suyu taşarak toprağın üzerinde akmaya başladı.

Şeyh Efendi abdesti bitirdikten sonra o kıza “Allâh için sana and veriyorum, bu mertebeye ne ile ulaştın?” diye sorunca o: “Kupkuru çöllerde yürüdüğü zaman vahşî hayvanların yüce eteklerine sarıldıkları zâta çok salât okuma sebebiyle.” diye cevap verdi.

Bunun üzerine İmâm-ı Cezûlî (Rahimehullâh) Nebî (Sallellâhu Aleyhi ve Sellem)e çok salât okuma hakkında bir kitap te’lif edeceğine yemin etti ve nihâyet bu kitabı telif etti.

(Ahmed es-Sâvî, el-Esrâru’r-Rabbâniyye sh:8; Hasen el-‘Idvî el-Ezherî, Bülûğu’l-meserrât, sh:173; Muhammed ibnü İsmâ‘îl er-Reyhânî, Münticü’l-berekât ‘alâ Delâili’l-hayrât, Süleymâniye Ktp, Kılıç Ali Paşa, rakam:215, vr:2a-b; Yûsuf en-Nebhânî, ed-Delâ-lâtü’l-vâzıhât, sh:34; Muhammed el-Mehdî el-Fâsî, Mümti‘u’l-esmâ‘ fi’l-Cezûlî ve’t-Tebbâ‘ vemâ lehümâ mine’l-etbâ‘, sh:20-21; Muhammed ibnü ‘Abdisselâm Bûsitte, Bülûğu’l-âmâl fî zikri menâkıbi’s-sâdâti seb‘ati ricâl, sh:153-154)

Bu kıssanın bir tezâhürü olacak ki; “Delâilü’l-hayrât” içerisinde (sh:55) bu mânâda bir salevât mezkûrdur.

“Delâilü’l-Hayrât” Kitâbının İsm-i Âzam’ı Muhtevî Bulunması

İmâm-ı Fâsî (Rahimehullâh) “Delâilü’l-hayrât” isimli eserde dört yerde İsm-i Âzam bulunduğunu nakletmiştir.

Nitekim “Cumartesi Hızb-i Şerîfi”nin sonuna doğru rub-‘u râbi‘ın ibtidâsında (dördüncü dörtte birin başlangıcında) geçen:

«فَأَسْأَلُكَ يَا اَللّٰهُ يَا اَللّٰهُ يَا اَللّٰهُ * يَا حَيُّ يَا قَيُّومُ يَا ذَا الْجَلَالِ وَالْإِكْرَامِ * لاَ إِلٰهَ إِلاَّ أَنْتَ سُبْحَانَكَ إِنّ۪ي كُنْتُ مِنَ الظَّالِم۪ينَ.»

duâsının şerhindeki beyânı şöyledir:

“Müellif Hazretleri bu bâba dört ism-i şerîf ile başladı ki onlardan her biri hakkında: ‘Bu ism-i şerîf Allâh’ın İsm-i Âzamı’dır.’ diye rivâyetler vârid olmuştur.

Bunlardan birincisi; ‘İsmü’l-celâle (Allâh ism-i şerîfi)’dir. Birçok ulemânın mezhebine göre; İsm-i Âzam, Lafza-i Celâl’den ibârettir.

Bunların ikincisi; ‘Hayy’ ve ‘Kayyûm’ ism-i şerîfleridir ki, ulemânın bir kısmının görüşüne tâbi olarak İmâm-ı Nevevî (Rahimehullâh) da bu ism-i şerîflerin İsm-i Âzam olduğu görüşünü tercih etmiştir, hadîs-i şerîfler de buna delâlet etmektedir. (Bkz: İbnü Mâce, rakam:3856, 2/1267)

Üçüncüsü; ‘Zü’l-Celâli ve’l-ikrâm’ ism-i şerîfidir. Bunun İsm-i Âzam olduğuna da bâzı hadîs-i şerîfler şâhitlik etmektedir. (Bkz: et-Tirmizî, rakam:3525, 5/540)

Dördüncüsü; Yûnus (Aleyhisselâm)ın duâsıdır ki, onun İsm-i Âzam olduğuna dâir de hadîsi şerîfler (İbnü Cerîr et-Taberî, Câmi‘û’l-Beyân, 16/386) vârid olmuştur.”

(Muhammed el-Mehdî ibnü Ahmed el-Fâsî, Metâli‘u’l-me-serrât bi cilâi Delâili’l-hayrât, sh:383-384)

İmâm-ı Fâsî ve İmâm-ı ‘Idvî (Rahimehumellâhü Te‘âlâ) gibi “Delâilü’l-hayrât” şürrâh-ı kirâmının beyanları vechile; “Delâilü’l-hayrât”ın sonlarına doğru:

«اَللّٰهُمَّ يَا ذَا الْمَنِّ الَّذ۪ي لَا يُكَافِئُ...»

diye başlayan bölümden sonuna kadar olan kısımda İsm-i Âzam bulunduğu birçok ulemâ ve meşâyih tarafından beyân edilmiştir.

Nitekim bu duâda geçen bâzı rivâyetler Sünen-i Erba‘a ashâbı (Ebû Dâvûd, Tirmizî, Nesâî ve İbnü Mâce), İbnü Hibbân ve Hâkim (Rahimehümullâh) gibi muhaddisler tarafından sahîh hadîs olarak rivâyet edilmiştir.

Bundan dolayı Allâme Fâsî (Rahimehullâh) Hazretleri bu duâda geçen ism-i şerîflerin ekserîsi hakkında: “İsm-i Âzam denildi.” diye kayıt düşmüştür.

Ayrıca İmâm-ı ‘Idvî (Rahimehullâh): “İmâm-ı Ce-zûlî (Rahimehullâh) kitabın salevâtını bitirdikten sonra icâbet ümîdi fazla ve faydaları çok olan bir duâ ile kitabını hitâma erdirmiştir ki bâzı büyükler:

‘Gerçekten bu duâ Allâh-u Te‘âlâ’nın İsm-i Âzamı’na müştemildir (en büyük ism-i şerîfini barındırmaktadır), sabah ve akşam namazlarından sonra bu duâya devâm eden kişi hakkında ne bâtın ehlinden (velîlerden), ne de zâhir ehlinden (âlimlerden) hiçbiri tasarrufta bulunmaya kādir olamaz.’ demişlerdir.”

(Muhammed el-Mehdî ibnü Ahmed el-Fâsî, Metâli‘u’l-meserrât bi cilâi Delâili’l-hayrât, sh:449-557; Hasen el-‘Idvî el-Hamzâvî, Bülûğu’l-meserrât ‘alâ Delâili’l-hayrât, sh:511)

Bundan dolayı merhûm ve mağfûrun leh Seyyid İbrâhîm el-Ehsâî Hazretleri “İrşâdü’l-fikr li-mâ yükālü fî mecâlisi’z-zikr” isimli mecmûasında “Delâilü’l-hayrât”ın özellikle “Cumâ Hızb-i Şerîfi”ni zikretmesinin akabinde “Delâilü’l-hayrât”ın hâtimesindeki bu duâyı (sh:62-65) zikretmiştir. (Bkz: Arapça kısmı, sh:138-142)

Bu fakir kardeşinize de İsm-i Âzam’a şâmil olduğu için özellikle o kısmı vasiyet etmiştir.

“Delâilü’l-Hayrât”ı Bâzı Meşâyih Rasûlüllâh (Sallellâhu Aleyhi ve Sellem)den Almışlardır

İmâm-ı ‘Idvî ve Nebhânî (Rahimehumellâh)ın nakilleri vechile; bâzı ârifler bu kitabı Âlemlerin Efendisi (Sallellâhu Aleyhi ve Sellem)den bizzât almışlardır.

Nitekim meşâyihın ulularından İmâm-ı Sücâ‘î (Rahimehullâh) kendi şeyhi olan büyük kutuplardan İmâm-ı Hıfnî  (Rahimehullâh)ın şöyle dediğini nakletmiştir:

“Ben bu kitabı zâhir tarîki ile şeyhimiz Muhammed Büdeyrî  (Rahimehullâh)tan müellif (İmâm-ı Cezûlî Hazretleri’n)e kadar uzanan senediyle birlikte aldım.

Ama bâtın tarîki ile büyük velî Muhammed el-Mağribî et-Tilmisânî (Rahimehullâh)tan aldım.

O bana: ‘Ben bu kitabı bâtın tarîki ile bizzât Nebî (Sallellâhu Aleyhi ve Sellem)den aldım.’ dedi.

Bu nakli yapan İmâm-ı Sücâ‘î (Rahimehullâh): ‘Ben bu kitabı yüce şeyhimiz Abdülvehhâb el-Afîfî (Kuddise Sirruhu’s-Sâmî)den aldım, o ise Muhammed el-Endelüsî (Kuddise Sirruhu’l-Âlî)den rivâyet etmekteydi, o ise bu kitabı bâtın tarîki ile Rasûlüllâh (Sallellâhu Te‘âlâ Aleyhi ve Sellem)den aldığını söylemekteydi.’ demiştir.

İşte akıllara hayret verecek şekilde bu kitabın makbûliyetinin sebebini ve îtibârının hikmetini anlamak isteyen kimselere bu rivâyetler yeterli olsa gerektir.

Zîrâ Cezûlî (Rahimehullâh)ın cem ettiği bu kitapta bulunan tüm salevât-ı şerîfe bizzât Rasûlüllâh (Sallellâhu Te‘âlâ Aleyhi ve Sellem) Efendimiz’in tarafından mânâ âleminde meşâyiha öğretilmiştir.” (Ahmed ibnü Ahmed es-Sücâ‘î, Bed’ü’l-vesâil fî halli elfâzı’d-Delâil, Köprülü Ktp, Mehmed Âsım Bey, rakam:38, vr:1b; el-‘Idvî, Bülûğu’l-meserrât, sh:174; en-Nebhânî, ed-Delâlâtü’l-vâzıhât, sh:29-30)

Seyyid Muhammed el-Kettânî (Rahimehullâh) “Selvetü’l-enfâs” isimli eserinde es-Sıddîk el-Feylâlî isimli zâtın tercemesinde şöyle demiştir:

“Fas’ta medfûn olan velîlerden biri de velîyy-i sâlih es-Sıddîk el-Feylâlî Efendimiz’dir.

Kendisi ümmî (okuma yazma bilmeyen) bir kişi olmakla birlikte ‘Delâilü’l-hayrât’ı ezbere okurdu ve Nebî (Sallellâhu Aleyhi ve Sellem)in kendisine ‘Delâilü’l-hayrât’ı rüyâsında öğrettiğini anlatırken:

Rasûlüllâh (Sallellâhu Te‘âlâ Aleyhi ve Sellem) benim başımda durur, bana ondan bir salât öğretirdi, uyanınca kendimi onu ezberlemiş hâlde bulurdum, sonra (diğer bir rüyamda) yine başımda durup bana başka bir salevât öğretirdi ve böylece ben ‘Delâilü’l-hayrât’ kitabının tamâmını ezberlemiş oldum.’ derdi.

Bu zât kimseden hiçbir şey kabûl etmezdi. Hırfeti (mesleği) dibâğat (deri tabakçılığı) idi ve ‘Bizim tarîkatımız kimseden bir şey istememe üzerine mebnîdir, eğer bir şey alırsak mânevî hâlimiz bizden alınır.’ derdi.

Kendisinin çok keşif ve kerâmetleri vardı. Şeyhi onun hakkında: ‘O zât (görme engelli olmasına rağmen) bizim görmediklerimizi görüyor.’ derdi.

Bu zât H. 1271 senesinin Ramazan ayında tâ‘ûn (vebâ salgını) sebebiyle şehîd oldu ve (meşhûr ‘Hıkem’ şârihi) İbnü Abbâd (Rahimehullâh)ın (Fas’ta bulunan) kabr-i şerîfi civârında defnolundu.” (Muhammed ibnü Ca‘fer el-Kettânî, Selvetü’l-enfâs, rakam:579, 2/170)